20-10-2019 | Ana Sayfa | Ana Sayfam Yap | Sitenize Ekleyin | Künye | Foto Galeri | Video Galeri | Yazarlar | İletişim | Z. Defteri | RSS
Yeni Sayfa 1
İnsan Sevdiğini Dövermi Öğretmenim?
Alişan Kapaklıkaya

İNSAN SEVDİĞİ BİRİNİ DÖVER Mİ ÖĞRETMENİM?

Cem ve Serkan sabahçı devredeydiler. Öğleden sonra zamanları uygun olabilirdi. Benim de zamanım uygundu. Bahçedeki büyük dut ağacının altına oturduk. Daha doğrusu ben oturdum, onlar oturmadılar. Ayakta “hazır ol” durumunda bekliyorlardı. Ceketlerinin her iki düğmesini de iliklemişlerdi. Yüzlerinde bir merak ve sanki suç işlemiş gibi bir korku vardır. Endişeliydiler.

Çocukların bu durumuna üzüldüm. Okullarımızda eskiden beri devam eden geleneksel eğitim anlayışı, öğretmenin yanında çok rahat davranabilmesi gereken öğrencinin heykel gibi dikilmesine neden oluyordu.

Kendilerine gülümseyerek:

-Gelin şöyle, yanıma oturun, dedim. Onlara, bir arkadaşımızın, “öğretmenlerin ve öğrencilerin ulusal yemeği” dediği simit ve çay ısmarladım.

-Ailelerinizle tanıştım, biliyor musunuz?

-Evet, biliyorum, annemle konuşmuşsunuz.

Serkan:

-Benim de babamla. Tüm öğretmenler bana kızmışlar, daha çok çalışmalı, gece gündüz çalışmalı, demişler.

-Peki, sen çalışıyor musun?

-Hayır.

-Bence de çalışmamalısın.

Serkan ani bir dönüşle yüzüme baktı. Yüzünde, sanki ben onunla alay ediyormuşum gibi bir ifade vardı.

-Yani eğer istemiyorsan çalışmamalısın, diye ekledim.

Cem:

-Öğretmenim annem beni size şikâyet etti mi?

-Ne şikayeti?

-Yani ders çalışmalarımı, evde her gün tartıştığımızı, tembelliğimi, oyuna düşkün olduğumu söyledi mi?

Cem’in bu sözleri dikkatimi çekti. Çünkü o böyle konuşmakla farkında olmadan, ders çalışmadığını, tembellik yaptığını ve oyuna düşkün olduğunu itiraf ediyordu. Demek ki, kendisini böyle algılıyor yani kendisi hakkında böyle düşünüyordu.

Bunları ben söylesem veya anne-babası söylese Cem’in zoruna giderdi. Cem’in kendi hakkında farkında olmadan söyledikleri işimi kolaylaştırmıştı.

Onun kendi hakkındaki düşüncelerini, kendisine ve anne babasına bakış açısını değiştirmeye çalışırsan sorunun çözümü kolaylaşacaktı.

-Cem sence anne okula neden geldi?

-Neden olacak, beni size şikayet etmek içindir herhalde.

-Peki, Serkan sence senin baban niye geldi?

-Daha çok antrenman yapmak içindir sanırım.

-Ne antrenmanı?

-Babam bazen okula gelir, zayıflarımın çok olduğunu öğrenir, sonra eve gelip bana bağırır, hatta beni döver. Bu yüzden, bizim mahallede benim babama “antrenör” diyorlar.

-Babanın seni çok sevdiğini biliyor musun?

-Babam mı, ben mi seviyor?

-Evet, baban seni çok seviyor.

-Hayır, inanmıyorum!

-Neden?

-Çünkü bana bağırmaktan, beni azarlamaktan, odama kapatmaktan, bana oynamayı yasaklamaktan, başka bir işe yaramaz benim babam.

-Peki Serkan, sence baban sana neden bağırıyor, oyunu neden yasaklıyor, ders çalışmanı neden istiyor?

-Güya benim iyiliğimi istiyormuş! Ama o bana iyilik değil, kötülük yapıyor.

-İnsan sevmediği birine iyilik yapmak ister mi? Okusun diye uğraşır mı?

-Hayır uğraşmaz. Peki, öğretmenim insan sevdiği birini döver mi, onu sürekli cezalandırır mı, isteklerine engel olur mu? Hele de bu kendi çocuğuysa.

-Tamam, haklısın. Buna bir itirazım yok. Seni anlıyorum. Gerçektende insan sevdiğine sevgisini göstermeli; sadece kızgınlığını, öfkesini değil. Bu konuya biraz sonra geleceğiz. Şu konuda anlaştık mı? Demek ki insanlar sevdiklerine daha çok iyilik yapmak isterler, onlarla daha çok ilgilenirler. Sevmedikleriyle ise hiç ilgilenmezler.

Geçenlerde bir öğrenci bana mektup yazmış. Mektubunda diyor ki: “öğretmenim, benim babam bizimle hiç ilgilenmez, derslerimizi sormaz. Hele okula hiç gelmez, durumumu sormak için öğretmenlerimle görüşmez. Bazı arkadaşlarımız, babaları okula gelmesinler diye veliler toplantısını haber vermiyorlar, bazıları zayıf aldıkları halde ailelerine iyi not aldıklarını söylüyorlar. Ben, babam sorsun, ilgilensin diye bilerek zayıf alıyorum, yine ilgilenmiyor. Her gün kahveye gidiyor ve sürekli okey oynuyor. Eline okey taşlarını aldığı kadar beni kucağına almadı ve oyunu kazanmak için düşündüğü kadar bizim geleceğimizi düşünmedi. Bazen babamın elinden hiç bırakmadığı okey taşı olmayı çok istiyorum öğretmenim.”

Görüyor musun bir babanın ilgisizliğini ve ilgi görmek isteyen bir arkadaşınızın kıvranışını? Şimdi söyleyin bana, siz o arkadaşınızın yerinde olmak ister miydiniz?

Cem:

-Hayır istemezdim.

Serkan:

-Elbette istemezdim, ama şimdiki durumumda da olmak istemiyorum. Mademki babam eni seviyor, öyleyse neden bana böyle davranıyor?

-Demek ki, sana sevgisini sana nasıl göstereceğini bilmiyor. Sana büyüklerinden gördüğü gibi davranıyor.

-Kocaman adam olmuş, çocuklarını nasıl seveceğini bilmiyor mu?

-Bilmiyor Serkan, bilmiyor. Bak biz öğretmenler üniversite mezunu olmuşuz, sizi sevmeyi biliyor muyuz?

Cem hemen cevap verdi:

-Bazı öğretmenlerimiz hiç bilmiyor.

Serkan sözü yine babasına getirdi:

-Madem sevmeyi bilmiyor, peki dövmeyi, kızmayı, cezalandırmayı nasıl biliyor? Onları neden öğrenmiş?

-Dedim ya büyükleri onlara sevgisini göstermedi ki, onlar size göstermesini bilsinler. Senin babanın çocukluğunda babalar çocuklarıyla doğru dürüst konuşamazlardı bile.

Serkan inadını sürdürüyordu:

-Böyle bağırıp çağıracağına hiç konuşmasın bundan iyi.

-Bak Serkan, senin baban seni şikâyete gelmedi. Yardım istemeye geldi. Durumunu anlatıp ne yapması gerektiğini sordu. Dokuz zayıfının olduğunu öğrenince önce kızdı, üzüldü ancak birlikte oturup biraz konuşunca rahatladı. Seninle konuştuktan sonra babanla tekrar görüşeceğiz. Baban bazı şeyleri bilmediğini fark etti. Konuşmamızın sonunda dalıp gitti. Sorabilir miyim, o gün eve geldiğinde sana kızdı mı, bağırdı mı, seni dövdü mü?

-Hayır, hiçbir şey söylemedi. Uzaktan bana bakıp düşüncelere dalıyor, kim bilir belki de beni nasıl döveceğinin planlarını yapıyordu.

(Sevgi Bahçesinin Bahçıvanı Kitabı)

 

Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
06-12-2012 15:22 - 1925 Okunma
Alişan Kapaklıkaya yazarın diğer yazıları [ Tümü ]
Şimdi o uyuyan GÜZEL 06-12-2012 tarihinde eklendi
Benim Babam Ne Zaman Gelecek Anne? 06-12-2012 tarihinde eklendi
Bir Polisimizin İntiharı 06-12-2012 tarihinde eklendi
Eğitim Öğrenciye Saygıyla Başlar 06-12-2012 tarihinde eklendi
Merhaba Öğretmenim 06-12-2012 tarihinde eklendi
Geleceğini Geçmişine Kurban Vermeyesin 06-12-2012 tarihinde eklendi
Dünkü Güneşle Bugünün Çamaşırı 06-12-2012 tarihinde eklendi
Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek 06-12-2012 tarihinde eklendi
İnsan Sevdiğini Dövermi Öğretmenim? 06-12-2012 tarihinde eklendi
Yazarlar Tümü
Selami Kurt
YAZIKLAR OLSUN
Ramazan Tuncer
Gafletle İhanet
M.Akif CAN
Başkan ağlama duvarı değil ,yol gösterici olmalıdır.
Siz Olabilirsiniz
Misafir Yazarlar Tümü
Abdurrahman Dilipak
Biz İstanbul’u bugün kaybetmedik
Alişan Kapaklıkaya
Şimdi o uyuyan GÜZEL
Sema Maraşlı
Başörtülü Diktatörlerin Kur’an Karşıtı Çalışmaları
20-10-2019 | Ana Sayfa | Ana Sayfam Yap | Sitenize Ekleyin | Künye | Foto Galeri | Video Galeri | Yazarlar | İletişim | Z. Defteri | RSS
Nurdagi Haber ® 2006 - 2012  
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir Tasarım & Yazılım : Network Yazılım